Şimdi yükleniyor

Ağlar Çağında Medya Gücü ve Gözetim Kapitalizmi Üzerine

Ağlar Çağında Medya Gücü ve Gözetim Kapitalizmi Üzerine
dijital-pazarlama-iletisimi-ve-gozetim-kapitalizmi-47839458107 Ağlar Çağında Medya Gücü ve Gözetim Kapitalizmi Üzerine

Günümüzde medya gücü artık yüksek sesle konuşan manşetlerde ya da açık propaganda biçimlerinde aranmaz. Asıl iktidar, fark edilmeden işleyen mekanizmalarda gizlidir. Ağlar çağında medya, bireyin karşısına bir otorite olarak değil, bir alışkanlık gibi çıkar. İzler, kaydeder, sınıflandırır ve sonunda davranışı şekillendirir. Gözetim kapitalizmi tam da bu noktada devreye girer: İnsan deneyimi ekonomik değere dönüştürülebilen bir ham maddeye indirgenirken, algoritmik değerlendirme ve davranışsal manipülasyon medya gücünün yeni araçları haline gelir. Böylece birey, özgürce seçtiğini sanırken aslında görünmez bir iktidarın sınırları içinde hareket eder.

Artık medya bize ne düşüneceğimizi söylemiyor. Buna gerek duymuyor. Ağlar çağında medya gücü çok daha sessiz, çok daha derin bir yerden işliyor: Bizi izliyor, değerlendiriyor ve fark ettirmeden yönlendiriyor. Günümüz dünyasında iktidar bağırmıyor; algoritmalar usulca fısıldıyor.

yetiskinlerde-sosyal-medya-bagimliligi-01 Ağlar Çağında Medya Gücü ve Gözetim Kapitalizmi Üzerine

Gözetim kapitalizmi tam olarak bu sessizliğin içinde büyüyor. Dijital dünyada attığımız her adım -bir gönderide duraksamamız, bir videoyu yarıda bırakmamız, bir içeriği beğenip geçmemiz- kayıt altına alınıyor. Ancak mesele yalnızca veri toplamak değil. Asıl mesele, bu verilerin algoritmik değerlendirme yoluyla anlamlandırılması, sınıflandırılması ve gelecekteki davranışlarımızın hesaplanması.

The Social Dilemma belgeselinin açık biçimde ortaya koyduğu gibi, sosyal medya platformlarında asıl ürün içerik değil; insanın kendisi. Kullanıcı artık müşteri değil, davranışları öngörülen ve yönlendirilen bir veri kümesi. Algoritmalar, bireyin neyi sevdiğini anlamaya çalışmaktan çok, neyi sevebileceğini tahmin eder. Böylece kullanıcı, özgürce seçim yaptığını sanırken kendisi için önceden şekillendirilmiş bir dijital gerçekliğin içinde dolaşır.

81555b20-e0ca-400e-9b91-812a8b7b3b8d.sized-1000x1000-1 Ağlar Çağında Medya Gücü ve Gözetim Kapitalizmi Üzerine

Bu noktada medya gücü, klasik anlamını tamamen yitirir. Güç artık kimin konuştuğunda değil; kimin neyi, ne zaman ve ne kadar göreceğine kimin karar verdiğinde ortaya çıkar. Algoritmalar, görünmez editörler gibi çalışır. Bazı içerikleri parlatırken bazılarını sessizce görünmez kılar. Kamusal alan, ortak bir tartışma zemini olmaktan çıkar; kişiselleştirilmiş, parçalanmış ve yönlendirilmiş alanlara ayrılır.

Bu yönlendirme süreci çoğu zaman baskıyla değil, davranışsal manipülasyonla işler. Bildirim sesleri, beğeni sayıları, sonsuz kaydırma hareketi… Hepsi kullanıcıyı platformda tutmak, dikkatini mümkün olduğunca uzun süre yakalamak için tasarlanmış psikolojik araçlardır. Medya artık yalnızca bilgi aktaran bir mecra değil; alışkanlıklar üreten, refleksler inşa eden bir sistemdir.

MV5BMTAxODQ3OTMzMzheQTJeQWpwZ15BbWU4MDYxNjM4MzAy._V1_-1-edited Ağlar Çağında Medya Gücü ve Gözetim Kapitalizmi Üzerine

Black Mirror’ın San Junipero bölümü, bu sistemin daha uç ve daha rahatsız edici bir ihtimalini gözler önüne serer. İnsanlar bilinçlerini dijital bir ağa aktararak bedenden, zamandan ve ölümden kurtulur. İlk bakışta bu, teknolojinin sunduğu bir özgürlük ve mutluluk ütopyası gibi görünür. Ancak biraz durup bakıldığında, San Junipero’nun da algoritmik olarak düzenlenmiş bir dünya olduğu fark edilir. Mutluluk bile sistemin sunduğu seçenekler çerçevesinde yaşanır.

San Junipero ile The Social Dilemma’ın kesiştiği nokta tam olarak buradadır: özgürlük hissi. Sosyal medyada kullanıcı kendini seçen bir özne sanır; San Junipero’da ise sonsuz yaşamın sahibi olduğunu düşünür. Oysa her iki durumda da birey, önceden hesaplanmış bir sistemin içinde hareket eder. Algoritmik değerlendirme bireyi tanımlar, davranışsal manipülasyon ise onu sessizce yönlendirir.

Gözetim kapitalizminin en tehlikeli yanı da burada ortaya çıkar: Dirençle değil, rıza ile işlemesi. İzlenmek rahatsız edici olmaktan çıkar; normalleşir, hatta arzu edilen bir hale gelir. San Junipero’daki dijital ölümsüzlük ne kadar cazipse, sosyal medyada görünür olmak da o kadar baştan çıkarıcıdır.

Sonuç olarak ağlar çağında medya gücü, artık anlatı kurmakla değil, davranış üretmekle ilgilidir. Algoritmalar yalnızca içerik seçmez; dikkati, duyguyu ve yönelimi de seçer. San Junipero bu gücün varabileceği uç noktayı hayal ederken, The Social Dilemma onun gündelik hayattaki sıradan yüzünü ifşa eder. Ve geriye tek bir soru kalır:

Hayatlarımız bu kadar incelikle hesaplanırken, biz hâlâ ne kadarını gerçekten kendimiz seçiyoruz?

Yorum gönder